KIL DÖNMESİ

Genellikle kuyruk  sokumu bölgesinde yerleşen,  dönem dönem enfeksiyonlara ve apselere neden olan bu nedenle de insanların hayatını olumsuz etkileyen hastalıkların başında gelmektedir.

Hastalığın nedenleri arasında iki teori bulunmaktadır; Bunlardan birincisi doğuştan iki vücut yardımının birleşmesi esnasında bazı kıl köklerinin ters yerleşmesi ve içeri doğru büyümesidir.   İkincisi ise hijyen kurallarına uymamak, yetersiz temizlik, sert sırt ve saç kıllarını bulunması, bir kilo fazlalığı gibi nedenlerle dökülen kılların kuyruk sokumuna yapışması ve vida etkisiyle kuyruk sokumu bölgesine giriş yapması ve kist oluşturmasıdır.

Tanı için  detaylı fizik muayene yeterlidir.  Daha önce hapse ve enfeksiyon geçiren hastalarda tanı daha rahat konulurken apse ve enfeksiyon geçirmemiş hastalarda detaylı muayenede kuyruk sokumu bölgesinde orta hatta pit adı verilen ufak delikciklerin bulunması tanı için önemli kriterdir.

Hastalar” kuyruk sokumu üzerinde şişlik var”, “oturmakta güçlük çekiyorum” ve “ağrı yapıyor” gibi şikayetlerle klinik bulgu vermektedir.

Tedavide içi kıl ile dolu bu kist boşluğunun temizlenmesi ve temizlenen bölgedeki doku boşluğunun doldurulması amaçlanmaktadır.  

Günümüzde kıl dönmesi ameliyatlarının ameliyat sonrası sıkıntıları nedeniyle minimal invazif tedaviler erken dönem vakalarda daha çok tercih edilmektedir.  

Minimal invaziv tedaviler; Mikrosinüsektomi, Kristalize Fenol yöntemi ve LAFT adı verilen Lazer Yöntemi olarak isimlendirilmektedir.

İleri kıl dönmesi vakalarında ve mikrocerrahi yöntemine uygun olmayan vakalarda Rhomboid Eksizyon-Limberg Flep yöntemi, Cleft Lift- Kalidakis yöntemi ve Bascom yöntemi olarak en çok tercih edilen cerrahi yöntemlerdir.

MİNİMAL İNVAZİF TEDAVİ


Mikrosinüsektomi

Kuyruk sokumunda bulunan tek deliğinin bistürü yardımı ile yaklaşık 1 santim çapında sinüs boşluğu boyunca ilerleyerek çıkarılması ve bu bölgenin primer kapatılması işlemidir. Tek deliği bulunan hastalarda kullanılabilen tedavi yöntemidir.  Tedavi sonrası hastaların iş ve sosyal hayatına hızlı dönebilmesi sağlayan bu yöntem sayesinde hastaların son yapılan çalışmalarda yüzde 70'e yakın  iyileştiği izlenmektedir.


Kristalize Fenol yöntemi

Kuyruk sokumunda bir veya daha fazla  kıl dönmesi deliğinin çıkarılmadan genişletilerek kist boşluğuna girilmesi, kist duvarının ve kılların temizlenmesinin ardından Kristalize Fenol adı verilen kaya tuzuna benzer taşların içeriye yerleştirilmesidir. Kristalize Fenol kuvvetli bir kimyasal debridman bileşiğidir. Bu tedavi sayesinde bu bölgede bulunan kıl kökleri ve kist duvarı parçalanır ve hastalığın tekrarı engellenmeye çalışılır.  

Son yapılan çalışmalarda yüzde 83 en yakın iyileşme oranı ile minimal invazif tedaviler arasında en önde yer alan tedavi yöntemidir.


Lazer Tedavisi

Kuyruk sokumunda bir veya daha fazla kıl dönmesi deliğinin çıkarılmadan genişletilerek kist boşluğuna girilmesi, kist duvarının ve kıllarının temizlenmesinin ardından fiber optik lazer ile içeri girilerek radyal ışınlar sayesinde bölgenin yakılması ve yapıştırılması yöntemidir.

LAFT adı verilen bu tedavi yöntemi sayesinde hastaların iş ve sosyal hayatına hızlı dönmesi hedeflenmiştir. Bu yöntemle ilgili yeterli sayıda çalışma bulunmadığı için tedavi oranları hakkında bilgi vermemiz mümkün değildir.


CERRAHİ TEDAVİ YÖNTEMLERİ


Rhomboid Eksizyon-Limberg Flep Cerrahisi

Dik haldeki baklava dilimi benzer görünümde dokunun kıl dönmesinin deliklerini içine alacak şekilde çıkarılması sonrasında bu geniş boşluğun sağdan ya da soldan bir parça yardımıyla döndürlerek kapatılması ameliyatıdır.  

Ameliyathane şartlarında yapılan bu tedavi hastaların uzun süre istirahat etmesini gerektirmekte yürüme oturma kalkma gibi sosyal faaliyetleri zora sokmaktadır. Tedavi sonrası bir aylık süreden sonra hastalarınnormal hayatına dönebilmeleri mümkündür.  

Doğru teknik ile yapıldığında minimal invaziv işlemlere göre nüks oranı daha düşük izlenmektedir.  Estetik olarak minimal invaziv yöntemlere ve cleft-lift ameliyatına göre daha fazla iz bırakmaktadır.


Cleft Lift-Kalidakis Cerrahisi

Ters dönmüş yağmur damlası şeklinde kuyruk sokumu bölgesindeki kıl dönmesi deliklerini içeri alınacak bölgenin cerrahi olarak çıkarılmasının ardından sağdan ve soldan kaydırılan dokular ile boşluğun doldurulması ameliyatıdır. Rhomboid eksizyon-limberg flep cerrahisi yöntemine göre daha estetik bir işlem olup nüks oranları benzer düzeydedir.  Hastaların sosyal ve iş hayatına diğer cerrahi yöntemlere göre daha hızlı kavuşmasını sağladığı için cerrahide öncelikle tercih edilen yöntemlerdendir.


Bascom Ameliyatı

Kıl dönmesi deliklerinin makat kaslarına yakın olduğu hastalarda tercih edilen ameliyat yöntemidir, Makat kasları korumak ve kıl dönmesi hastalığını tedavi etmek için uygun cerrahi yöntemdir. Kıl dönmesi deliklerinin içine alacak şekilde h harfi ya da ters h harfi şeklinde makat kaslarını gözeterek ve koruyarak dokunun çıkarılmasının ardından sağdan ve soldan kaldırılan parçalar ile çıkarılan boşluğun doldurulması ameliyatıdır. Nüks oranları diğer cerrahi yöntemlere benzer düzeydedir makat kaslarını yakın yerleşen kıl dönmelerinde öncelikle tercih edilen yöntemdir

Kıl dönmesi (pilonidal sinüs) hastalığının oluşmasının sebepleri nelerdir?

Günümüzde kıl dönmesi (pilonidal sinüs) oluşmasının sebepleri arasında iki teori dikkate alınmaktadır. Bunlardan birincisi; doğuştan iki vücut yardının birleşmesi sırasında bazı kıl köklerinin ters yerleşmesi ve içeriye doğru büyümesidir. İkincisi ise hijyen kurallarına uymamak, yetersiz temizlik, sert sırt ve saç kıllarını bulunması, kilo fazlalığı gibi nedenlerle dökülen kılların kuyruk sokumuna yapışması ve vida etkisiyle kuyruk sokumu bölgesine giriş yapması ve kist oluşturmasıdır.

Kıl dönmesinin (pilonidal sinüsün) belirtileri nelerdir?

Kıl dönmesi (pilonidal sinüs) olan hastalarda genellikle kuyruk sokumu bölgesinde şişlik, oturmakta güçlük çekme ve ağrı olması gibi şikayetler görülmektedir. Kıl dönmesi (pilonidal sinüs) olup olmadığını anlamak için kuyruk sokumu bölgesine bakıldığında orta hatta kılların vida etkisiyle açtığı pit adı verilen ufak delikcikler görülmektedir. Bazı durumlarda bu pitlere kuyruk sokumu bölgesinde oluşan apseler eşlik etmektedirler. Apse oluşumu görüldüğü takdirde müdahale edilip apsenin boşaltılması çok önemlidir.

Kıl dönmesi (pilonidal sinüs) hastalığının risk faktörleri nelerdir?

Kıl dönmesi (pilonidal sinüs) hastalığına sebep olan faktörlerin başında sırt ve bel bölgesinde bulunan sert ve fazla miktardaki kılların saç ve sırttan dökülen sert yapıdaki kılları tutması ve tutunan kılların o bölgede vida etkisi yaratarak cilt altına girmesidir. Bu durumu ortadan kaldırmak için sırt ve bel bölgesine yapılacak lazer epilasyonun büyük bir etkisi olmaktadır. Kıl dönmesinde (pilonidal sinüsde) risk faktörü olan kişiler; fazla kilosu olanlar, hijyen kurallarına dikkat etmeyenler ve yetersiz temizlik yapanlardır.

Kıl dönmesi (pilpnidal sinüs) tanısı konulurken dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?

Tanı için detaylı fizik muayene yeterlidir. Daha önce apse ve enfeksiyon geçiren hastalarda tanı daha rahat konulurken apse ve enfeksiyon geçirmemiş hastalarda detaylı muayenede kuyruk sokumu bölgesinde orta hatta pit adı verilen ufak delikciklerin bulunması tanı için önemli kriterdir.

Kıl dönmesi (pilonidal sinüs) olmasını engelleyebilmek mümkün müdür?

Kıl dönmesi (pilonidal sinüs) hastalığına sebep olan faktörler ortadan kaldırıldığı takdirde görülme ihtimali azalabilmektedir. Bel ve sırt bölgesine yapılacak lazer epilasyon ile kıl dönmesi oluşması ihtimalinde büyük oranda azalma görülmesi beklenmektedir. Kuyruk sokumu bölgesinin temizliğine ve hijyenine önem gösterilmesi, oturma eyleminin azaltılarak gün içindeki hareket miktarının arttırılması ve fazla kiloların verilmesi gibi önlemlerle kıl dönmesi (pilonidal sinüs) oluşması düşük bir ihtimal olarak gözlenebilmektedir.

Kıl dönmesi (pilonidal sinüs) tedavisi sonrasında tekrarlama ihtimali var mıdır?

Her hastalıkta olduğu gibi kıl dönmesi (pilonidal sinüs) hastalığında da tedavi sonrasında %100 tekrarlamaz gibi bir ifade kullanmak doğru olmamaktadır. Tedavi sonrasında hasta o bölgeye lazer epilasyon yaptırmaz, hijyenine dikkat etmez, fazla kilosu varsa onları vermez ve günlük hareketini arttırmaz ise tekrarlama ihtimali her zaman söz konusu olabilmektedir. Ancak tedavi sonrasında belirtilen konulara dikkat edildiği takdirde tekrarlama ihtimalinin düşük olması beklenmektedir.

Lazer epilasyonun kıl dönmesi (pilonidal sinüs) tedavisine etkisi nedir?

Kıl dönmesinin (pilonidal sinüsün) oluşmasının sebeplerinden birisi sırt ve bel kıllarının sert ve fazla olmasıyla ilgilidir. Saçtan ve sırttan dökülen kıllar kuyruk sokumu bölgesindeki yoğun miktardaki kıllara tutunarak o bölgede pitler yani delikcikler oluşturarak içeri girmeye çalışmaktadırlar. Bu sebepten sırt ve bel bölgesindeki kılların lazer epilasyon ile temizlenmesi sonucunda saçtan dökülecek olan kıllar kuyruk sokumu bölgesinde tutunacak bir oluşum bulamadıklarında dökülüp aşağı gideceklerdir. Böylece orada birikip pit oluşumuna sebep olamayacaklardır. Lazer epilasyonun kıl dönmesi (pilonidal sinüs) tedavisindeki önemini bu şekilde açıklamak mümkündür.

Fenol tedavisi sonrasında dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?

Kristalize fenol uygulaması yapılan hastalar işlem sonrasında günlük hayatlarına aynı şekilde devam edebilmektedirler. Ancak işlem sonrasında dikkat edilmesi gereken bazı şeyler bulunmaktadır. 24 saatte bir pansuman yapılması, o bölgenin her gün zeytinyağlı sabun ile yıkanması ve nemli bırakılmaması iyileşmeyi etkileyen önemli hususlardır.

Kıl dönmesinin (pilonidal sinüsün) görüldüğü bölgeler nerelerdir?

Kıl dönmesi (pilonidal sinüs) hastalığı sıklıkla kıl batmasıyla karıştırılabilmektedir. Ancak hastalığın oluşumu ve tedavi yöntemleri bakımından birbirinden farklı iki hastalıktır. Bu sebeple kıl dönmesinin (pilonidal sinüsün) görülebileceği bölgeleri bilmek bu iki hastalığı birbirinden ayırmak konusunda yardımcı olabilmektedir. Kıl dönmesinin (pilonidal sinüsün) en sık görüldüğü bölge kuyruk sokumu bölgesi olarak bilinmektedir. Bu bölge dışında nadir de olsa kıl dönmesi (pilonidal sinüs) görülebilen bir diğer bölge göbek çukuru yani göbek deliğidir. Çok nadir bir görülme sıklığıyla parmaklarda da kıl dönmesinin (pilonidal sinüsün) görülme ihtimali olduğu bilinmektedir. Bu bölgeler dışında yüz, kol, bacaklar gibi bölgelerde görülen, kıl dönmesi (pilonidal sinüs) olarak düşünülen oluşumlar genellikle kıl batması olmaktadırlar.

Kıl dönmesi (pilonidal sinüs) tedavisinde amaç nedir?

Tedavide içi kıl ile dolu kist boşluğunun temizlenmesi ve temizlenen bölgedeki doku boşluğunun doldurulması amaçlanmaktadır.

Kıl dönmesi (pilonidal sinüs) hastalığında uygulanan ameliyatsız tedavi yöntemleri nelerdir?

Günümüzde kıl dönmesi (pilonidal sinüs) ameliyatları sonrasında hastanın yaşadığı zorluklar sebebiyle erken dönem vakalarda ameliyatsız tedaviler daha çok tercih edilmektedir. Ameliyatsız kıl dönmesi (pilonidal sinüs) tedavilerini şu şekilde açıklayabiliriz;

  • ● MİKROSİNÜSEKTOMİ: Kuyruk sokumunda bulunan tek deliğin bisturi yardımı ile yaklaşık 1 cm çapında sinüs boşluğu boyunca ilerleyerek çıkarılması ve bu bölgenin primer kapatılması işlemidir. Sadece tek deliği bulunan hastalarda kullanılabilen bir tedavi yöntemidir. Tedavi sonrası hastaların iş ve sosyal hayatına hızlı dönebilmesini sağlayan bu yöntem sayesinde hastaların son yapılan çalışmalarda yüzde 70'e yakın iyileştiği izlenmektedir.
  • ● KRİSTALİZE FENOL YÖNTEMİ: Kuyruk sokumunda bir veya daha fazla kıl dönmesi (pilonidal sinüs) deliğinin çıkarılmadan genişletilerek kist boşluğuna girilmesi, kist duvarının ve kılların temizlenmesinin ardından Kristalize Fenol adı verilen kaya tuzuna benzer taşların içeriye yerleştirilmesidir. Kristalize Fenol kuvvetli bir kimyasal debridman bileşiğidir. Bu tedavi ile bu bölgede bulunan kıl kökleri ve kist duvarı parçalanır ve hastalığın tekrarı engellenmeye çalışılır. Son yapılan çalışmalarda yüzde 83 en yakın iyileşme oranı ile minimal invaziv tedaviler arasında en önde yer alan tedavi yöntemidir.
  • ● LAZER TEDAVİSİ: Kuyruk sokumunda bir veya daha fazla kıl dönmesi (pilonidal sinüs) deliğinin çıkarılmadan genişletilerek kist boşluğuna girilmesi, kist duvarının ve kıllarının temizlenmesinin ardından fiber optik lazer ile içeri girilerek radyal ışınlar sayesinde bölgenin yakılması ve yapıştırılması yöntemidir. LAFT adı verilen bu tedavi yöntemi sayesinde hastaların iş ve sosyal hayatına hızlı dönmesi hedeflenmiştir. Bu yöntemle ilgili yeterli sayıda çalışma bulunmadığı için tedavi oranları hakkında bilgi vermemiz mümkün değildir.

Kıl dönmesi (pilonidal sinüs) hastalığında uygulanan ameliyat yöntemleri nelerdir?

Kıl dönmesinin (pilonidal sinüsün) ameliyatsız tedavi yöntemleriyle sonuca ulaşılamayan hastalarda ve ameliyatsız tedaviyle iyileşme görülemeyecek kadar ileri evre kıl dönmesi (pilonidal sinüs) olan hastalarda uygulanan bazı ameliyat yöntemleri mevcuttur. Bu ameliyat yöntemlerini şu şekilde açıklayabiliriz;

  • ● RHOMBOİD EKSİZYON-LIMBERG FLEP CERRAHİSİ: Dik haldeki baklava dilimi benzer görünümde dokunun kıl dönmesinin (pilonidal sinüsün) deliklerini içine alacak şekilde çıkarılması sonrasında bu geniş boşluğun sağdan ya da soldan bir parça yardımıyla döndürülerek kapatılması ameliyatıdır. Ameliyathane şartlarında yapılan bu tedavi hastaların uzun süre istirahat etmesini gerektirmekte ve yürüme, oturma, kalkma gibi sosyal faaliyetleri zora sokmaktadır. Tedavi sonrası bir aylık süreden sonra hastaların normal hayatına dönebilmeleri mümkündür. Doğru teknik ile yapıldığında minimal invaziv işlemlere göre nüks oranı daha düşük izlenmektedir. Estetik olarak minimal invaziv yöntemlere ve cleft-lift ameliyatına göre daha fazla iz bırakmaktadır.
  • ● CLEFT LİFT-KALİDAKİS CERRAHİSİ: Ters dönmüş yağmur damlası şeklinde kuyruk sokumu bölgesindeki kıl dönmesi (pilonidal sinüs) deliklerini içeri alan bölgenin cerrahi olarak çıkarılmasının ardından sağdan ve soldan kaydırılan dokular ile boşluğun doldurulması ameliyatıdır. Rhomboid eksizyon-limberg flep cerrahisi yöntemine göre daha estetik bir işlem olup nüks oranları benzer düzeydedir. Hastaların sosyal ve iş hayatına diğer cerrahi yöntemlere göre daha hızlı kavuşmasını sağladığı için cerrahide öncelikle tercih edilen yöntemlerdendir.
  • ● BASCOM AMELİYATI: Kıl dönmesi (pilonidal sinüs) deliklerinin makat kaslarına yakın olduğu hastalarda tercih edilen ameliyat yöntemidir. Makat kaslarını korumak ve kıl dönmesi (pilonidal sinüs) hastalığını tedavi etmek için uygulanan cerrahi yöntemdir. Kıl dönmesi deliklerinin içine alacak şekilde h harfi ya da ters h harfi şeklinde makat kaslarını gözeterek ve koruyarak dokunun çıkarılmasının ardından sağdan ve soldan kaldırılan parçalar ile çıkarılan boşluğun doldurulması ameliyatıdır. Nüks oranları diğer cerrahi yöntemlere benzer düzeydedir. Makat kaslarına yakın yerleşen kıl dönmelerinde (pilonidal sinüslerde) öncelikle tercih edilen yöntemdir.

Kıl Dönmesinde Ameliyatsız Tedavi

Doktorunuza Sorun

Randevu ve sorularınız için lütfen aşağıdaki formu doldurunuz.


Doktorunuza Sorun